Sağlıkta Şiddet
”Bir memleket halkının sağlığı, hakikatte bir devletin dayandığı bütün mutluluk ve gücün temelidir.”
Halk olarak mutsuz, sağlıksız, saldırganız… Son zamanlarda sürekli gündem de olan şiddet teröründen sağlık çalışanları olarak mağduruz, yorgunuz ve yıprandık .Kuşkusuz dünyada yaşayan insanlara ait sorunları çözebilmemizin yolu ve yöntemi insandaki dünyayı tanımamızla mümkün olacaktır.
İnsan doğasını tanımadan teröre çözüm üretebilmek mümkün olabilir mi? .
Modern dünyanın süper güçleri ile ilkel dünyanın kabileleri karşılaştırıldığında modern dünya insanının daha saldırgan olduğu tespit edilmiş.
Oysa ki tam tersi olması gerekmez miydi?
Yani sizlerin de aklına, modern insan nasıl ilkel insandan daha saldırgan olur sorusu gelmiyor mu?
Bu sorunun en açık cevabı iletişim teknolojisinin gelişmesi ve şiddeti öğrenmenin yolunun kolaylaşmasından geçiyor. Modern dünyamız ,yetiştirdiğimiz çocuklarımıza kalemle tanışmadan yani okula gitmeden medyadan yumruk atmayı ve oyuncak silahlarla atış yapmayı öğrenmesine olanak sağlamıştır. Konuyu doğal ortamımıza taşıyacak olursak Teksas, Zagor gibi kitapları okuyan insanların saldırganca bir davranış sergilediklerini hatırlarız. Kısacası bizler kendi ellerimizle bilinçsizce şiddete meyilli nesiller yetiştiririz. Sevgisiz ,ilginin olmadığı ailelerde veya baskıcı otoriter ailelerde yetişen çocuklar şiddete şahit olabiliyor. Çocuklarımız, kendilerine örnek aldığı ebeveynlerinin sergilediği bu tutum sonucunda, şahit oldukları şiddeti kendi zihinlerinde normalleştirerek büyüyorlar. Ve bunlar girdikleri her ortamda gayet rahat bir şekilde şiddete başvurabiliyorlar.
Şiddet terörü olgusuna insanların yönelmesini engellememizin yolu şiddete ve saldırganlığa yol açan faktörlerle mücadele etmekle mümkün olabilir. Kuşkusuz her saldırganlık terör değildir ancak her terörist saldırgandır ve şiddeti meşru olarak görür. Kişi, şiddet kullanırken kuşkusuz bilişsel bir çelişki yaşar , yaptığı saldırganlık eylemi kişiyi vicdanen rahatsız eder ve vicdanını rahatlatmak için onu meşru olarak görme yoluna gider. Bankayı soyan bir hırsızın soyarken “Mülkiyet hırsızlıktır” diyerek eylemini daha rahat gerçekleştirmesi gibi.
Hasta olarak muayene olmaya gelip şiddet terörüne başvuran insanların çoğu bu algı yolunu kullanır. ”Tedavi olmak ve muayene edilmek benim hakkım” başlığı adı altında sağlıkçılara her türlü hakareti, eziyeti ve şiddeti göstermeyi kendilerine hak görür. Yani yaptığı eylemi meşru kılan bir algı ve düşünceye sahiptir.Sağlık sektöründe oluşan şiddete yönelik yaptırımlar yeterli gelmemekte ve şiddet her geçen gün artmaktadır. Şiddeti normalleştiren değil kınayacak ve lanetleyecek haberler yapıp, duyurmalıyız. ”Sağlıkçıya uygulanan saldırı ve şiddet ”kimseye sunulmuş bir hak değildir.. Bundan dolayıdır ki insanların saldırganlığına neden olan faktörleri yok etmek terör ve şiddet eğilimlerini azaltacaktır. Şiddet terörünü değiştirmek ve önlemek konusunda samimi adımlar atılmak isteniyorsa ilk önce buna sebep olan faktörler tespit edilip ortadan kaldırılmalı. Hastalara din, dil,ırk ayrımı yapmadan eşit bir şekilde sağlık hizmeti sunan sağlık emekçilerinin haklarının korunmasını ve yasalarla gerekli düzenlemeler yaparak, gereken cezai sorumlulukların arttırılmasını istiyoruz.
”Hiçbir ilişkinin üzerinde sürekli güneş parlamaz, fakat iki insan bir şemsiyeyi paylaşıp, fırtınaları birlikte atlatabilirler.”
Evet 2016 da üzerimizde çok fazla güneş parlamadı, fırtınaları çok sert hissettik ama bu durumlarda birleşerek ,birlikte hareket ederek, sesimizi duyurarak 2017 ye girme umuduyla, herkese iyi yıllar diliyorum.
ŞİDDET TERÖRÜNE HAYIR! SAĞLIKTA ŞİDDETE HAYIR!
Hemşire Dilek Yıldırım, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim Ve Araştırma Hastanesi