Hasta Tazminat Sistemi
Türkiye’de sağlık sistemine getirilen malpraktis ve tıbbi kötü uygulama yasası ile hekimlerin üzerinde inanılmaz bir baskı oluşturmaya başlamıştır.
hiç bir hekim doğal olarak riskli ameliyatlara girmeyerek kendini bir nevi korumaya çalışmaktadır.
Sağlık politikalarında dönüşüm yapmak amacıyla sağlık hizmetlerinin pazar ekonomisi içinde düzenlenmesi, ticaret hukuku ilkeleriyle hareket edilmesi, hekim/sağlık çalışanı – hasta ilişkisindeki en önemli unsurlardan biri olan güven ilişkisine zarar vermektedir.
Hekimlere 2010 yılında zorla getirilen Tıbbi Kötü Uygulamaya İlişkin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sayesinde hasta yakınları yüklü tazminat alabiliriz diye gerekli gereksiz tüm sonuçlarda dava yoluna gitmeye başlamışlardır.
Tıbbi girişimlerin sonucunda oluşan sakatlıklar nedeniyle hekimler aleyhine açılan davaların sayısı gün geçtikçe artmakta ve oluşan zararın telafi edilmesi için sağlık bütçelerinden giderek daha fazla kaynak ayrılması gerekmektedir. Malpraktis olgularının hekim-hasta ilişkisini zedelediği ve sağlık pratiğinin giderek daha fazla savunmacı (defansif) bir tutumu benimsediği ileri sürülmektedir. Hekimler aleyhine açılan tıbbi malpraktis davalarındaki artışın önemli nedenlerinden biri, çağdaş tıbbın riskli uygulamalara daha fazla yer veriyor olması ve buna bağlı olarak olumsuz sonuçların daha sık gelişmesidir.
Tamda bu sorana alternatif olacak çalışma ülkemizden geldi;
”Türkiyedeki Malpraktis ve tazminat uygulamalarına alternatif bir öneri: Hasta Tazminat Sistemi” isimli çalışmada bu durumla ilgili çıkış yolları aranmaktadır.
Bu makale de Malparaktis yasasının hekimlerde büyük bir psikolojik ve maddi baskı yaptığı dikkati çekmekte bu nedenle hekimlerin hastaları ile ilgili riskleri almaktan kaçınarak defansif(savunmacı) tıp teriminin oluştuğu dikkati çekmektedir.
Bu nedenler hekimler;
- Lüzumsuz tetkik istiyorlar
- Gereksiz MR çekiyorlar
- Gereksiz konsültasyonlar istiyorlar
- Yüksek riskli hastalardan kaçınıyorlar
Makalede Suçlayıcı-cezalandırıcı model ile arttırılan ceza uygulamaları yerine tazminat baskısından kurtulmuş hatayı azaltmaya odaklanmış bir yapılanma olarak ileri sürdüğü Hasta Tazminat Sistemi önerilmektedir.
Peki “hasta tazminat sistemi” ve “hasta tazminat kurulu” önerisi nedir?
Hasta tazminat sistemi Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Tabip odası tarafından oluşturulacak bir resmi birimdir.
Hasta tazminat kurulu şu üyelerden oluşması önerilmiştir ( doktorlar, hemşireler, hastane yöneticileri, diğer sağlık profesyonelleri).
Peki Bu Sistem Nasıl İşler?
Hasta kendisi veya avukatı aracılığı ile hasta tazminat sistemine başvurup kendisinin zararının araştırılmasını talep eder.
Hastanın tüm kayıtları rotasyon sistemi ile işleyen tıbbi uzmanlar tarafından incelenir ve hasta kaçınılabilecek bir zarara uğradı ise zararının tazmin edilmesi için hasta tazminat sistemine yönlendirilir.
Tazminat Kriterleri Nelerdir?
“Tıbbi hata” tıbbi tedaviye veya atlanan tanıya bağlı bağlı kişisel zarar veya haksız ölüm demektir ve aşağıdaki tüm kriterleri sağlamalıdır:
- Sağlık hizmet sağlayıcısı başvuran üzerinde tıbbi tedavi uygulamıştır
- Başvuran kişi tıbbi hasar ve sakatlığa maruz kalmıştır
- Uygulanan tedavi tıbbi zararın en olası sebebidir.
- Tıbbi tedavi sırasındaki uygulamalarda:
- Kabul edilmiş bir tıbbi tedavi hizmeti uygulanmamıştır
- Kabul edilmiş bir tedavi yöntemi kullanılmış fakat standartların altında uygulanmıştır.
Hasta tazminat fonu kamusal idari bir kurum olacaktır. Önerilen yeni sistemde hekimler fonun işlemesi için standart bir meblağ ödeyerek idameyi sağlayacaktır.
Hekim bu süreçte mahkemede ifade vermeyecek, çapraz incelemeye maruz kalmayacak, davalar ve mahkemeler, avukatlarla uğraşmak için işini bırakıp zaman kaybetmeyecektir. Önerilen sistemde hekim malpraktis nedeniyle kişisel tazminata maruz bırakılmayacaktır.
Yeni sistemin hastaya yararları:
Hasta, avukatı olmadan da HTS’ye danışmanı aracılığı ile başvurabilir. Her hastanın durumu incelenir bu nedenle daha fazla hasta adil bir şekilde sistemden yararlanabilir. Ödeme yıllar süren süreç yerine 6-9 ay içerisinde yapılabilir. Yapılan ödeme rasyonel, mantıklı ve öngörülebilirdir, sistemi kilitlemeyecek ülke şartları ile uyumlu ödemeler her iki taraf içinde daha adildir.