Nöro-mimari
Acil servislerin resüsitasyon odaları, modern tıbbın en vahşi cepheleri olmalı. Burasının, biyolojinin matematikle, paniğin disiplinle ve yaşamın ölümle en sert şekilde çarpıştığı yer olduğunu düşünürsek…
Peki, iyi bir resüsitasyonisti sadece girişimsel becerileri veya farmakoloji bilgisi tanımlayabilir mi? Tam da bu noktada güçlü bir zihinsel işletim sisteminden bahsetmek gerekiyor.
İşte kaosun ortasında sağlam durmayı sağlayan o etik ve felsefi manifestonun kodları.
1. Radikal Sahiplenme
Hasta arrest olduğunda hemşireyi, bozuk ekipmanı ya da kötü şansı suçlamak kolaydır. Kabul ediyorum, bu yaklaşım egoyu korur ama gelişimi durdurur.
Aslında modern resüsitasyonist şu zor soruyu soran kişidir: “Bu kaotik denklemde, benim kontrolümde olan ve sonucu değiştirebilecek ana değişken neydi?”
Belki de ana kabahatli bozuk bir laringoskoptur! Ama onu nöbet başında kontrol etme sorumluluğu kimdeydi? Kabul ediyorum, bütün sorumluluğun yükü oldukça yorucu. Ama bu bakış açısı, klinisyeni kurban rolünden çıkarıp sürecin mimarı konumuna yükseltir.
2. Egonun Sessiz Ölümü
Resüsitasyon odasında en büyük düşmanlardan biri de (5H/5T dışında), haklı çıkma isteğidir. Ego, bilişsel kör noktalar yaratır ve bir tanıya saplanıp kalmanıza (anchoring bias) neden olur. Oysa amaç haklı çıkmak değil, doğruyu bulmaktır. Egonun Çözülmesini, bir zayıflık olarak değil, entelektüel bir yakıt olarak görmek gerekir.
Mesela, en kıdemli profesör, bir stajyerden gelen uyarıyı tehdit olarak görmezse ve hayati bir veri olarak kabul ederse… Bu durum son derece anlamlı olacaktır.
3. Akış ve Zamanı Bükmek
Zamanın yavaşlamasını bilir misiniz?
Dışarıdan bakan bir göz için resüsitasyon odası kaotiktir; alarmlar öter, bir koşuşturmacadır gider. Ancak usta klinisyen için zaman genişlemiştir. Adrenalin, panik yaratmak yerine zihinsel keskinleşme yaratmalıdır. Bu Zen durumu maalesef kendiliğinden oluşmaz; stres antrenmanlarının ve binlerce zihinsel simülasyonun sonucu gelişir. Kaos anında bilinçli hareketsizlik anları, sesin normalden bir ton düşük kullanımı, sesli düşünme zamanları, spontan ritmi sağlanan hastada olası kötü senaryolar için alternatif hareket planları bu Zen aşamasının oluşmasını sağlayacaktır.
Bu evredeki zihin o kadar hazırlıklıdır ki, bilinçli düşünce yerini kas hafızasına ve sezgiye bırakır.
4. Belirsizlik Mühendisliği
Bildiğiniz gibi bize tıp fakültelerinde hastalıklar net belirtilerle öğretildi. Diğer bir değişle siyahlar ve beyazlar olarak. Ancak acil serviste hastalar “Gri” dir. Veriler eksik, hikaye güvenilmezdir. İşte burada belirsizlik toleransı başlar. Kusursuz veriyi beklemek, hastayı kaybetmek demektir. Az veriyle hızlı karar hata, çok veriyle yavaş karar ise kayıplarla gidebilir.
Şöyle özetleyelim: %60 veriyle %100 kararlılıkla hareket edebilen, belirsizliğin sisinde yolunu bulabilen kişidir.
5. Kontrol Kalesi
Unutmayalım; hazırlık, bilgi ve tepki bizim kontrolümüzdedir; ancak hastanın genetiği veya ölümün kaçınılmazlığı öyle değildir.
Sonuca (ölüme/yaşama) değil, sürece (en iyi yaklaşımı sergilemeye) odaklanmak, hekimi duygusal tükenmişlikten koruyan kalkanlardan biridir. Bizler elimizden gelenin en iyisini yaptığımızda olabilecek en iyi sonuçlar kendiliğinden oluşacaktır.
6. Biri Şefkat mi dedi
Şefkat genellikle anlamsız, ağırlığı olmayan, hatta yeri gelir saçma bir sosyal beceri olarak görülür.
O zaman size bir sır vereyim: Acil tıpta şefkat, taktiksel bir araçtır!
Korku içindeki bir hasta, hazırlıksızlık, anksiyete sonucunda sempatik sistem aktivasyonuyla doğru bilgi veremez, koopere olamaz. Klinisyenin şefkatli yaklaşımı (anlayışlı diye de okuyabilirsiniz), hastayı sakinleştirir. Prefrontal korteks devreye girer ve nihayet güven inşa edilir.
Sonuç olarak şefkat/anlayış/aktif dinleyiş tanısal gücü arttırır.
7. İkinci Kurban
Hata yapmak insanidir, ancak tıpta hata bir başkasının hayatına mal olabilir.
Bitti, hepimiz salondan ayrılabiliriz…
Tabii ki bu kadar değil söyleyeceklerimiz.
Bu yük, klinisyende Ahlaki Yaralanma yaratabilir. İç seslerinizi düşünün. Post-travmatik stres bozukluklarınıza odaklanın, dinmeyen kendilik suçlamalarınıza kulak verin.
Sonuç olarak hekim, olayın ikinci kurbanıdır. Gerçek psikolojik dayanıklılık; duyguları bastırıp taş kalpli olmakla değil, kırılganlığı kabul etmekle, ekip içinde konuşabilmekle ve destek mekanizmalarını kullanmakla mümkündür.
Yaralı bir şifacı, yaralarını saklayan değil, onları iyileştirmeyi bilendir.
8. Kusursuzluk ve Bitmeyen Yol
Matematikte asimptot, bir eğrinin sonsuza kadar yaklaştığı ama asla değemediği çizgidir.
Maalesef tıbbi mükemmellik de böyledir.
Asla tam oldu denilemez. Her vaka, her makale bizi o çizgiye biraz daha yaklaştırır.
Peki, asla ulaşamayacağımızı o mükemmellik çizgisine, inatla ve tutkuyla neden yaklaşmaya çalışıyoruz?
Adı üstünde, bir yolun üstünde ilerliyoruz. Varılacak bir nokta seçmedik. Sürekli gelişim, merak ve çalışma gerektiren bu yolculukta, alınan her nefesi yeni bir ders olarak kabul ediyoruz.
O zaman sizlerden ayrılırken şöyle bir bitiş yapalım:
Sağlıkçı olmak; kaosun içinde düzeni, gürültünün içinde sessizliği ve ölümün kıyısında yaşamı bulmaktır.
Resüsitasyon
Soliman M, Saurin TA, Greig SR. Implementing High-Reliability Organization Principles Into Practice: A Rapid Evidence Review. Journal of Patient Safety. 2024;20(5):342-351. doi:10.1097/PTS.0000000000001234
Dr Çağdaş Can, Merkezefendi Devlet Hastanesi, Acil Tıp, Manisa













