Radyoaktif Topraklar

Radyoaktif Topraklar

- Bölüm: Hastane Öncesi Tıp
1696
Radyoaktif Topraklar için yorumlar kapalı

Özet: Radyasyon destekli melanize mantarların askeri tıptaki etkileri büyüteçlendi.

‘Dünyalığım yoktur deme’

Yunus Emre

Gama

Göremediğimiz güçlü ışınlar var. Sendeki dokuları değil doğmamış akrabalarını etkiliyor. Geleceklerini yönetiyor, çalıyor. İnsan bu, her şeyi çıkarına değiştiriyor. Atom bombasının etkisi halen sürüyor. Radyasyon kullanım alanını çoktan buldu. Bu nedenle aciltıp.com’un konusu oldu.
Asker

Neden çağırdığımı söyleyeyim. İhtiyacım var, sadece sen yapabilirsin. Dur da neler olduğunu anlatayım. Bölgeye gönderdiğim tabur, belki öğrendin TV’den. Çoğu öldü, tek kurşun bile sıkmadan. Geri dönenler ise garipleşti. Beyin apsesi, lösemi, lenfoma, kanamalar. Fırsatçılar tüm vücutlarını sardı. Bu yüzden seçildin. Merak etme koruyucu elbiseler ile gideceksin, bizi kırma çünkü şansın yok. Araştır ve açıkla olanları.

– B görevi kabul etmek zorunda kalıyor, yola çıkıyor. Yasak bölgeye ulaşması helikopter ile sağlanıyor. Ormanın girişine yakın yerde bırakılıyor. Başına geleceklerden habersiz toprağı adımlıyor.

– Makalede radyoaktif silahlara dem vuruluyor. Asker zararları irdeleniyor. Mantarların yeryüzüne hakim oldukları, bakteriler ile ortak çalışmaktan zevk aldıkları bilgileri okuyucuya yazının başında sunuluyor.

– Neden oldu, adlandıramıyorum. Tek kurşun bile sıkmadan dedi. Bizimkileri tanıyorum, ölürken bile savaşanları. Ne geldi bunların başına. Ormanda tek başıma olmaktan zevk almıyorum. Etrafta hiç canlı yok, sadece ben.

– Mantarların doğa ile birlikte çalışması, radyasyon altında bile deniliyor. Melanize mantarlar radyasyonu yemek yapıyor, melanin oluşturuyor. Oluşturduğu melanin ile daha kuvvetli yaşıyor. Etrafta tek canlı kalmıyor ama mantar giderek güçleniyor, bölgenin tek hakimi oluyor.

– Bir dakika, yerdeki ne böyle. Evet tanıyorum. N’nin silahı. O nerde peki, uzakta olamaz. Çalıların kırılma biçimine bakılırsa, birileri taşımış. Takip etmeliyim izleri.

– Bakteri-mantar ortak çalışması ses getiriyor diyor editör. Radyasyon ile lökopenik, trombositopenik insan formları bakteri-mantar birlikteliği ile istila ediliyor. Ben dedim pnömoni, sen de ensefalit.

– Ne biçim kuş sesleri bunlar, bir şeye benzemiyor. Bu gördüğüm üçüncü dört kanatlı. Kim bilir daha neler var çalıların arasında.

– Radyoaktif istila kendi türlerini yaratıyor. Dirençli, garip ama hızlı yaşlanan. Melaninli mantar baskılıbağışığı istila ettiği anda kaskat aktifleniyor. Ne kaskatı mı. Devam edelim okumaya.

kuş

– Tüm bu topraklar, radyoaktif topraklar sana sesleniyorum. Kimse yok, yoksa beni mi izliyor. Heyy, çıkın ortaya. Ses çıkmaz. Hayat durdu. Farklı yaşam formları belki de sesle anlaşmıyor. Zihin gücü, düşünce ekoları yeterli oluyor.

– Melanin üreten mantar zevkten dört köşe. Bir kere beyin dokusunda melanini hidrolize eden enzimler bulunmamakta, beyin çaresiz kaldı. Lökositler melanini fagosite edemez, koruyucu kabuktan çekinirler. Serbest radikaller melanin üreten karşısında özgürlüklerini kaybeder, elektron akışı durur. Bu şartlara bir de radyasyon eklenirse kişinin enfeksiyonlara açık hali su götürmez oluyor.                    

– Ağaçlar, otlar, rüzgar bile garip burada. Mutasyon hepsinin kapısını çalmış. Elle tutulur gibi değil, her taraf ama her taraf ışınlarla dolu. Onlar da hasta sanki, yaşayan doğa bile enfekte. Ağır yorgan altındalar ama ısınmıyorlar.

– Yazıt melanize mantarların hüküm sürdüğü alanlardaki enfeksiyonların dışlanması konusunda heveslendirici cümleler kuruyor. Bakteriler mantarların açtığı yoldan gitmeyi seviyor, baskılıbağışık vücut bir de bakteri ile uğraşmak zorunda kalıyor.

– Yaşayan birini buldum diyelim, ne yapabilirim. Ellerim kollarım bağlı. Biyokimya, görüntüleme olmadan ne kadar tanısal olabilirim. Telsizim çalışıyor mu, evet. İlk bakı benden ama sonrasında onları hızla hastaneye taşımalıyım.

– Hastane öncesi alanda bu tip hastaların tedavisi zor. Biyo-radyografi gerekli. Şüphe halinde hastalar ileri merkezlere taşınmalının altı makalede kalın olarak çizilmekte.                                                                                                                                              

– Ne kadarından sorumluyum, hesaplayalım. Demek ki 500 kilometre uzunluk ve 100 kilometre genişlik. Şimdi dur bakalım yerinde. Beni neden gönderdiler tek başıma. Kaybolmama az kaldı, yoksa beni gözden mi çıkardılar, terk ettiler. Geriye dönüşü kim bilebilir.

– Nükleer alan beklenenden geniş olabilir deniliyor. Ortamın dokusuna, patlayıcının tipine göre kilometreler veriliyor.

Alfa

Sayıları yaklaşık olarak 100,000 olan mantarlara ayrı ayrı saygı duyuyorum. Bazıları radyasyonu yemek yapıyor, yanında yetişiyor. Kim ne derse desin ben kendimi uydururum, sen bana ne sunarsan sun diyor. Radyoaktif saldırılar sadece askeri alanda zarar vermiyor, güncel hayatta cebimizde taşınıyor. Çalışma ortamındaki bilgisayarla kaşık kaşık vücuda giriyor. İleri yaşamın gizli silahlarını bilelim.
Nükleer
Washington MA. Melanized fungi and military medical operations in the nuclear environment. Mil Med 2014;179:1181-3.
 

Dr Çağdaş Can, Merkezefendi Devlet Hastanesi, Acil Tıp, Manisa

cagdas lights