• Resusitasyon
  • Travma
  • Ultrason
  • İLETİŞİM
Cumartesi, Mayıs 9, 2026
  • Giriş
  • Kayıt
Sonuç yok
Tüm Sonucu Gör
aciltıp.com
  • Anasayfa
  • Resusitasyon
  • Toksikoloji
  • Travma
  • Kardiyak Aciller
  • Radyoloji
  • COVID 19
  • Tıpunk
  • Bloglar
  • Anasayfa
  • Resusitasyon
  • Toksikoloji
  • Travma
  • Kardiyak Aciller
  • Radyoloji
  • COVID 19
  • Tıpunk
  • Bloglar
Sonuç yok
Tüm Sonucu Gör
aciltıp.com
Sonuç yok
Tüm Sonucu Gör

DİSBİYOZİS OBEZİTEYE NEDEN OLUYOR

yazan Merve Esgi
16/04/2020
içerik Güncel, Sağlıklı Yaşam
Reading Time: 3 mins read
7 0
A A
0
DİSBİYOZİS OBEZİTEYE NEDEN OLUYOR
9
Paylaş
288
görüldü

Obezite son yıllarda dramatik olarak artmış, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde epidemik seviyelere ulaşmıştır.
Obezite etiyolojisinde genetik faktörler ve yüksek enerji içerikli diyet, sedanter yaşam gibi çevresel faktörler yer alır.
Obezitenin temel sebebi diyette enerji alımının artması ve sedanter yaşama bağlı enerji sarfının azalması ile ortaya çıkan pozitif enerji dengesidir. Epidemiyolojik verilere göre obezitedeki artış tamamen genetik yapı ve diyet değişiklikleri ile açıklanamamıştır.
Son yıllarda bilimsel çalışmalar hız kazanmış ve bağırsak mikrobiyotasının dengesizliği sonucunda gelişen disbiyozis durumunun obezite üzerindeki olumsuz etkileri çalışmalarla desteklenmektedir. Aynı zamanda bu durumun önüne geçebilmek adına probiyotik besinlerden zengin sağlıklı beslenmenin, sağlıklı bir zihin yapısına da etkilerinin olduğu bilinmektedir.
Probiyotikler, Dünya Sağlık Örgütü’ne göre yeterli miktarda alındığında bilimsel çalışmalarla insan sağlığına yararlı olduğu ispat edilmiş, canlı bakterilerdir.
Probiyotiklerin belirli miktarlarda alındığında bağırsak florasını dengeleyip insan sağlığını olumlu yönde etkilediği bilinmekte ve bu konuya verilen önem gün geçtikçe artmaktadır.
Probiyotik olarak kullanılan mikroorganizmaların çoğu laktik asit bakterileri grubundan olup (en fazla Lactobacillus, Bifidobacterium) diğer türden mikroorganizmalar da (S. Boulardii) probiyotik olarak kullanılmaktadır. Probiyotikler intestinal floranın dengesini sağlayıp patojen mikroorganizmaların çoğalmasının engellenmesi, intestinal epitel homeostazını, bazı mineral ve vitaminlerin biyoyararlanımını arttırır, serum lipid düzeyini dengeler, bağırsak motilitesini ve geçirgenliğini düzenler.
İsveç Lund Üniversitesi’nde araştırma görevlisi olan Caroline Karlson’un fareler üzerinde yapmış olduğu deney obezite sonucunda bozulan mikroflorayı açıklar niteliktedir. Öncelikle fareler iki gruba ayrılmış ve bir grup fare genetik olarak obez hale getirilmiştir. Daha sonra uygulanan batı diyeti sonucunda obez farelerin kolon mikrobiyotasında bağırsak florasının yaklaşık %90’ını oluşturan gram negatif Bacteroidetes ve gram pozitif Firmicutes bakterileri arasındaki denge bozulmuş, Firmicutes bakterilerinin sayıca arttığı Bacteroidetes bakterilerinin ise azaldığı saptanmıştır.
Son olarak Cani ve arkadaşları probiyotik bakterilerin gelişmesini sağlayan prebiyotiklerin doyma ve intestinal hormonlar üzerine etkisini araştırmış, iki hafta süreli prebiyotik tedavisinin bağırsak mikrobiyota fermantasyonunu iyileştirdiği, açlık durumunu azalttığı ve postprandial glikoz cevabını düzelttiğini göstermişlerdir.
6 Eylül 2017’de Elsevier dergisinde yayımlanan çalışmaya göre yüksek yağlı bir diyet tüketimi obezite ve kronik nöro-inflamasyona neden olmakta ve kişinin ruhsal durumunu etkilemektedir. Chang Gung Üniversitesi’ndeki araştırma grubu obez haline getirilmiş farelerdeki davranış durumlarına gözlemleyerek kaydetmişlerdir. Daha sonra diyetlerine Lactobacillus helveticus R0052, Bifidobacterium longum R0175 eklenmiştir. Sonucunda anksiyete ve depresyon üzerinde olumlu etkiler kaydedilmiştir.Bu araştırma, prebiyotik ve probiyotikler kullanarak bağırsak florasının regüle edilmesinin anksiyete ve depresyon üzerinde etkisinin olduğu göstermektedir.
Bu çalışmalar sonucunda probiyotik, prebiyotik ve simbiyotiklerin enerji ekstraksiyonunu, endotoksemiyi, yağ depolanmasını azaltıp, doygunluk ve enerji harcanmasını arttırarak obezite riskini azaltacak potansiyele sahip olduğu belirlenmiştir.
Probiyotik ile zenginleştirilmiş yoğurt, kefir, tarhana, fermente besinler, sirke, fermente peynirler hem ulaşılması kolay hem de kolaylıkla tüketilebilecek probiyotik besinler arasında yer almaktadır. Aynı zamanda probiyotiklere besin sağlayan prebiyotiklerden de zengin beslenilmeli, bu besinler arasında ise yer elması, soğan, sarımsak, pırasa, kuşkonmaz, hindiba, keten tohumu, arpa ve yulaf yer almaktadır. Gün içerisinde ana veya ara öğünlerinizde bu besinlere yer vererek, özellikle hastalık dönemlerinizde eğer bir antibiyotik kullanıyorsanız bu besinlere günlük beslenmenizde yer vermeyi ihmal etmeyin. Böylelikli hem bağırsak floranızın dengesi bozulmayacak hem de kendinizi daha sağlıklı ve zinde hissedeceksiniz.

Etiket: disbiyozisprobiyotik
Merve Esgi

Merve Esgi

ilgili Yazılar

Acil Tıpta Sağ Ventrikül (RV) Enfarktüsü

Acil Tıpta Sağ Ventrikül (RV) Enfarktüsü

yazan Çağdaş Can
06/05/2026
0

Sağ ventrikül enfarktı Nesnel yasalar ve zihnin kurguları. Birbirine oldukça uzak kavramlar gibi öyle değil mi? Aslına bakarsanız hiç de...

Teknoloji acil tıp doktorunun bilişsel yükünü azaltabilir mi?

Teknoloji acil tıp doktorunun bilişsel yükünü azaltabilir mi?

yazan Çağdaş Can
22/04/2026
0

Yapay zeka ve kognitif tıp Evren hep ileriye gidiyor. Bir çeşit dansiteler arası uyum gibi. Sıcak soğuğa akıyor. Yaş alan...

Gastrik POCUS ve Dolu Mide

Gastrik POCUS ve Dolu Mide

yazan Çağdaş Can
16/04/2026
1

Gastrik USG Kendinde, çaresizce ve pürüzsüzce, bulunan değerler. Bu kesinlikle göklerde olan bir üstünlük değildir. Dikkat ederseniz kendinde olan doğanın...

Erken Dönem Diastolik İndeks

Erken Dönem Diastolik İndeks

yazan Çağdaş Can
06/04/2026
2

Şok indeksi Tıptaki okkült kelimesi ister istemez insana birçok olasılığı hatırlatıyor. Gizli, belirsiz, tanımlanamaz gibi bir anlamları var bu kelimenin....

Acil tıpta en güncel bilgiler – 2

Acil tıpta en güncel bilgiler – 2

yazan Çağdaş Can
02/04/2026
0

Pulmoner ultrasonografi Yıllarca solunum sıkıntısı ile başvuran veya çoklu travma geçiren hastaların takibinde periferik oksijen satürasyonu ve solunum sayısına güvendik....

SBAR neden önemlidir

SBAR neden önemlidir

yazan Çağdaş Can
30/03/2026
0

Klinik İletişimin Mimarisi: SBAR Bugünkü odak noktası... Veya bir dakika, bu başlangıç olmadı! Daha önce görmek bilmektir diye konuşmuştuk. Şimdi...

Bir yanıt yazın Yanıtı iptal et

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.

Sonuç yok
Tüm Sonucu Gör
Hastane Öncesi Tıp

Jet Lag

yazan Çağdaş Can
07/01/2016
Acil Servis ve Sayılar
Dahili Aciller

Acil Servis ve Sayılar

yazan Çağdaş Can
13/06/2023
Alkolikler gerçekten renkli serumlara ihtiyaç duymaz
Dahili Aciller

Alkolikler gerçekten renkli serumlara ihtiyaç duymaz

yazan Çağdaş Can
04/11/2019
Radyoloji

Tanınız Nedir?

yazan AYDIN SARIHAN
29/09/2010
Onkolojik Aciller Klinik Bulguları İle
Dahili Aciller

Onkolojik Aciller Klinik Bulguları İle

yazan Çağdaş Can
01/02/2019
Dahili Aciller

Acil Serviste Zaman Yönetimi

yazan Çağdaş Can
19/08/2016
  • Acil Tıp Video
  • TeknoAcil
  • Tıp Medya
  • Toksikoloji

© 2020 aciltıp.com

Welcome Back!

Sign In with Facebook
Sign In with Google
OR

Login to your account below

Forgotten Password? Sign Up

Create New Account!

Sign Up with Facebook
Sign Up with Google
OR

Fill the forms bellow to register

All fields are required. Log In

Retrieve your password

Please enter your username or email address to reset your password.

Log In
Sonuç yok
Tüm Sonucu Gör
  • Anasayfa
  • Resusitasyon
  • Toksikoloji
  • Travma
  • Kardiyak Aciller
  • Radyoloji
  • COVID 19
  • Tıpunk
  • Bloglar

© 2020 aciltıp.com