Henüz hiç kimse 2026 yılında olmadığına göre, bu konu hakkında bir şeyler söylemek yerinde olacak. Demek istediğim, 2026’nın getireceği psikolojiyi henüz bilmiyoruz.
Örneğin, 2026’yı oluşturan rakamların toplamı 10 ediyor.
Bu olumlu bir işaret olabilir mi?
Yoksa sonu 6 ile biten sayılar şanssızlık mı getirir? Bu konuda açık ve net olmak pek de mümkün görünmüyor. Üstelik böyle bir gereklilik de yok! Henüz tecrübe etmediğimiz bir zaman dilimi hakkında konuşmak, sadece bir hipotez aşamasında kalıyor.
O zaman bu çaba neden?
İnsan, belirsizliğe karşı neden hep bu aceleci, önden giden, yer yer agresif tutumu sergiliyor. Kim bilebilir ki… ‘Karmaşık sebepler’ deyip konuyu şöyle üstünkörü de kapatabiliriz elbette. Rüzgara kapılmış bir şarkı gibi.
2026 yeni kararları beraberinde getirecek, bu kesin. İşte bu amaçlar bizlerin kılavuz telleri olacak. Bu kararların illaki ruhsal sağlığımızı koruyucu bir etkisi olacaktır; ancak geleceğe duyulan o muğlak tedirginliğe karşı hiçbirimiz tam olarak bağışık olmayacağız. Çözümü, ustaca kurulmuş soyut ifadelerle belli bir çerçevenin içine hapsetsek bile kesinlikle yarı yolda kalacağız…ama sorun değil.
Çünkü insan, varacağı yere ulaştığında değil, o belirsizliğin içinde yürümeye devam ettiğinde gerçek kimliğini bulur. Hayat, kusursuz planların pürüzsüzlüğünde değil; o planların bozulduğu ve bizim doğaçlama yapmak zorunda kaldığımız o ‘beklenmedik’ anlarda yaşanır.
O halde bırakalım 2026 tüm bilinmezliğiyle gelsin; biz sonunu bilmediğimiz bu yolu, sırf yürümenin mutluluğuyla sevmeye devam edeceğiz.
Dr Çağdaş Can, Merkezefendi Devlet Hastanesi, Acil Tıp, Manisa











