Septik Şokta Erken Dönem Vazopresör ve Sıvı Kısıtlayıcı Strateji:
CLOVERS Çalışması
Her yer yarış dolu.
En azından benim görüşüm bu yönde. Kalbin kanı perifere göndermesi bir yarış; otobüsü beklemek bir yarış. Sabah, öğlen, akşam… Hayat böyle. Kuralları biz koymadık; üstelik hayata savrulmuş durumdayız. Ne yaşadığımız coğrafyaya ne de tarihteki başlangıç anımıza biz karar verdik.
Gördüğünüz gibi, aslında her birimiz var olmaya çalışan “ilk canlarız.”
Bu kadarla da bitmiyor.
Hepimiz septik şoka girme ihtimaliyle yaşıyoruz. Hani bilirsiniz, “buzdolabı paradoksu” vardır: 7/24 çalışan buzdolabı bir gün bozulur. Çalışırken hiç övmediğimiz, varlığını bile unuttuğumuz buzdolabını, bozulunca yerden yere vururuz. “Sen nasıl olur da benim mutfağımda bozulursun?” diye serzenişte bulunuruz. Peki ama sorarım size; çalışırken bir gün bile olumlamadığınız, sırtını sıvazlamadığınız o cihazla aranız nasıl oldu da bu kadar kötüleşti?
Demek istediğim, sağlıklı günlerinizde arada bir durun ve kendinize şöyle seslenin: “Sağlıklı olduğum için kendimi tebrik ediyorum.” Tabii kendinize karşı bu seslenişi yaparken, sizi kimsenin görmediğinden emin olun.
İnanın bana, öyle bir koşturmacanın içindeyiz ki!
Bu hızda bırakın septik şoku, öldüğümüzün bile farkına varamayacağız. Sürekli bir algı, idrak, sentez, strateji, amaç ve istek halindeyiz. Off, vallahi bahsederken bile bu yazının yazıldığı odada yorulduğumu hissedebiliyorum.
Zaten insanı diğer canlılardan ayıran ve bu ayrım sebebiyle onu “çoğunlukla” mutsuz eden şey, aklı değil mi? Sanki akıl, soyut düşünme, planlama; adına ne derseniz deyin, bizi yoran ve huzursuz eden değişkenlerin en başında geliyor.
Mesela kedimi büyüteç altına alalım.
Geçen hafta hasta olduğum için yukarıda bahsettiğim o biçare koşturmaların hiçbirini yapamadım. Bir şey yapmanın en üst formu olan “hiçbir şey yapmama” halini seçip evde öylece uzandım, dinlendim. Tabii bu durum bana kedim Garbis’i gözlemleme fırsatı verdi. Hem şaşırdım hem de sevindim; Garbis bütün gün hiçbir şey yapmadan, sadece uyuyordu. Evet, bu gerçeği çok net fark ettim. Ama çıkardığım sonuçlar bununla da sınırlı kalmadı: O, bütün bu devinimsizlik içinde son derece mutluydu. Demek ki mutlu veya huzurlu olmak için illa ki koşturmak gerekmiyormuş… İşte ondaki bu “boşluk”, maalesef insanoğlunun ıskaladığı temel gerçeklerden biri. Tüm o “tembel kedi duruşuna” rağmen kedisiyle gömülen firavunları biliyoruz. Öylesine seviliyorlardı demek ki tarihteki bu kediler.
İnsan kendini en üstün canlı olarak görüyor. Bu ego belki bir yere kadar iyi; ama az önce konuştuğumuz gibi, diğer canlılar da tıpkı bizim gibi hayata ve tarihe tutunmuş olarak, hatta firavun mezarlarına kadar yanımızda olabiliyorlar. Bana kalırsa kimseyi, hiçbir canlıyı, hatta cansızı bile, “alt” ya da “üst” diye ayırmadan, onu kendi değeri içinde kabul etmek en iyisi.
Lütfen kusura bakmayın, anlatım hiç hedeflemediğim bir noktaya evrildi. Yazının diğer parçası yoğun bilgi içerecek. Bu bölüm şimdilik bu kadar olsun ve kısa bilgimizle son bulsun.
- CLOVERS çalışması, septik şok resüsitasyonunda erken vazopresör kullanılan restriktif sıvı stratejisi ile geleneksel liberal sıvı yaklaşımı arasında 90 günlük mortalite açısından istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadığını vurguluyor ve hemodinamik kalibrasyonun hastanın kardiyopulmoner rezervine ve fizyolojik fenotipine göre tamamen bireyselleştirilmesi gerektiğini gösteriyor.
CLVRS
National Heart, Lung, and Blood Institute PETAL Clinical Trials Network. (2023). Early Restrictive or Liberal Fluid Management for Sepsis-Induced Hypotension (CLOVERS). The New England Journal of Medicine, 388(6), 499–510.
Dr Çağdaş Can, Merkezefendi Devlet Hastanesi, Acil Tıp, Manisa













