Hayalet Baykuş’un sesini kaydetmek isteyen Aylin, hayatının en büyük akustik keşfini yapmayı ummaktadır.
Fakat Kara Çukur sıradan bir orman değildir. O, ışığı emen, yön duygusunu yok eden ve sesleri oburca yutarak kurbanının zihnine zehir gibi geri kusan canlı bir işitsel labirenttir.
İzolasyonun ezici ağırlığıyla gerçeklik algısı parçalanırken, Aylin delirmemek için zihninde son bir sığınak inşa eder: O artık ormanda kaybolmuş çaresiz biri değil, uzayın dipsiz boşluğunda sürüklenen yapayalnız bir kozmonottur.
Ancak ağaçlardan sarkan manyetik teyp bantları rüzgârda fısıldamaya, telsizinden kendi korkularının yankısı yükselmeye başladığında, ormanın bu zihinsel kaçışı çoktan fark ettiğini dehşetle anlar.
Yakında kitapçılarda…
